Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mind the gap! London Baby

Geçen ay çok sevdiğim bir arkadaşım için Londra haritası çıkartmıştım. Onun kısıtlı zamanı olduğu için buna göre gezilmesi gereken yerleri metro hattı üzerinden detaylı olarak anlattım. Naçizane yazdığım yorumları ve yolları sizinle de paylaşıyorum. Toplamda 2 haftadan uzun kaldığım için heryeri tadını çıkarta çıkarta gezdim. Ve maalesef mevsim kış olduğu için (yeni yıla orada girdim) içeriklerde güneş bulunmuyor. :) Herkesin kendine göre beğenileri var, benimki sadece yolu gösteriyor keşfetmesi size kalmış.  Buyurun London sizlerle!  ....... Farkettim ki hiç Londra’yı yazmamışım. Bu nedenle toparlamak biraz zor oldu. Ancak elimden geldiğince bir harita çizdim, mutlaka görmen gereken ışığı güzel yerleri listeledim. Öncelikle ulaşım Hiç otobüse binmedim, onları yürürken izlemek özellikle poposu güzel otobüsler var kıvrımlı onlara bakmak tam bir neşeydi. Metro hattı inanılmaz olduğu için sürekli metroda oradan oraya gittim durdum. Oyster metro...

İstanbul'da bir Pazar

İstanbul'da ilk zamanlarımda bir oda kiralamıştım, çok büyük bir evin bir odası benimdi. Evde kimse yaşamadığı için ev de benimdi ama asıl odayı kiralmıştım, bu detay hoşuma gidiyor. Pazarları erken kalkar şehir turuna çıkardım. Böyle böyle keşfettim İstabul'u. O zamanlar akıllı telefonlar yaygın değil, minik bir Samsung'um var, internet desen zaten yok. Benim de mavi bir defterim vardı. Çoğu yerin fotoğrafını aklımdan çekip, defterime yazıyordum. Bazen çok beğenmişsem resmini çiziyordum. Birkaç yılım böyle geçti. Defterlerim böyle bitti. Şimdi aldığım defterleri bitirmekte zorlanıyorum. Mesajlar, Instagram, Whatsapp... vs derken deftere yazı yazmak lüks haline geldi. Bir de buraya yazıyorum. İlk zamanlar bloğa yazı yazmak heyecan vericiydi. Resimler seçip, özene bezene ne yazacağımı düşünüyordum. Herkesin ulaşabileceği bir ortamda yayınlanacaksa güzel ve özenli olmalıydı. Sonra başlıyordum beklemeye. Gelen yorumları okumak, onlara cevap vermek yeni yazmak için en g...

Emeği Geçen Herkese Sevgilerimle- 30

Tanrım 30 yıldır bu koskoca dünyadayım. Sanırım 22 yaşındaydım, 30 yaşına giren birinin doğum gününü kutluyorduk. Koskoca 30'du. Hayatındaki herşeyi çözmüş, her probleme bir çözümü olan, ayakları üstünde sağlam duran, karar aldı mı yapan, ne istediğini bilen... biri olmalıydı. .... öyle değildi. hiç olmadı. Ben de olmadım, kimse olmayacak. .... 30 yaşımda farkına vardığım tek şey: devam etmek gerektiği. bir şekide, bir nedenle devam etmek. .... Nasıl? .... Öncelikle iyi bir neden bulmak lazım. nereye gidersek gidelim kendimizi götüreceğimiz için öncelikle kendimizle bir anlaşma yapmalı.  Neden mi? Çünkü tanrı biliyor ya 30 yılın çoğu çok zordu. Genellikle üzüntülerini bastırma eğiliminde biri olduğum için karşıma çıkan tüm dertleri bir tırtıl misali yiyerek onlardan kendime bir koza oluşturuyorum ve içine girip yaşıyorum. Karşınıza çıkan, şanslıysanız, bir kelebek oluyor ama bazen kofti bir böcek olup ortalıkta takılabiliyorum. Dertlerimi sıkıntılarımı buraya...