Budala gibi hissetti kendi. İsmet üzerinde sadece sabahlığı ve elinde kahvesiyle mutfağın ortasında dikilmiş elindeki gazeteye bakıyordu. Bir anlık şaşkınlıktan sonra gazeteyi masaya koydu ve hızla mutfaktan çıkıp merdivenlerden yukarıya doğru ilerledi. Yatak odasına girdiğinde yatağın karşısındaki antika çekmeceye yöneldi. En üst çekmeceyi açtı ve karıştırmaya başladı. Çekmeceyi karıştırdıkça minik teneke kutuyu buldu. Üzerinde çiçek desenleri olan, paslanmış eski bir çay tenekesiydi bu. Bir süre elinde çevirdi ve yavaşça açtı. Tek bir resim duruyordu içinde. Önce arkasını okudu; Pera Oteli 1963. Sonra çevirip usulca gülümsedi resme bakarken Dokuz, on yaşlarında beyaz tenli, siyah gözlü, kumral bir çocuk elinde tuttuğu beyaz tavşanı şapkadan çıkartmış, neşeyle kameraya doğru bakıyordu. Yanındaki pelerinli adam da gururla onu alkışlıyordu. İşte oradaydı. Heybetli görüntüsünün altında şakakları kırlaşmış beyaz tenli kumral adam. Fotoğrafa baka baka merdiven...
2010'dan beri devam eden bir çılgınlık.