Ana içeriğe atla

Aydınlanma Çağı

Okulda okuduğum bir dersin bir bölümüydü.
Sonra hayatın kendisi oldu.

Yıllar geçerken, günlerden dersler çıkartmaya başladım.
Yazmadığım 1 ayda 5 yıllık macera geçti.

Geçmiş 5 yıla bakınca ne kadar azmış dedim. Ne kadar suya sabuna dokunmadan yaşamışız.
Oysa durulan her an kayıpmış, kazanınca anladım.

Sadece minik bir his başlattı bunu belki de tetikledi.
Büyük bir aşkı terk etmek,
Rüyanda okyanusta yüzmek, fırından taze çıkmış çikolatalı ıslak kek gibi.

Hatta durduğun yerden hızlıca uzağa koşmak gibi.
Bisikletle yokuş aşağı inerken yaşadığını hissetmek gibi.

Her gün değişiyoruz.
Minik minik, adım adım ilerliyoruz.
Hayat güzel bir yürüme yolu ama azıcık koşmaya ne dersiniz? Gençken ciğerleri havayla doldurmaya?

Gözü karalığınızı ve inadınızı gençliğinize verin.
Hatalarınızı sahiplenin ve sevin.
Yaşlandığınızda gençliktendi dersiniz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Suyun Altında Nefes Alabiliyorum

 "Suyun Altında Nefes Alabiliyorum" dedim geçenlerde...  bu bir his, bir düşünce balonu ve o balonun içinde denizin altında yüzebiliyorum.  solungaçlarım yok kuyruğum yok ben insan formunda ama özgür  özgürce yüzebiliyorum nefes alabiliyorum korkmuyorum belki düşüncesi korkutucu ama korkmuyorum suya düşmedim kendim atladım derine doğru gidebilirim  okyanusun karanlıklarından da korkmuyorum nefes alabiliyorum sırt üstü uzanıp yukarıya doğru bakıyorum  suyun altında gülebiliyorum  daha da derine gidebilirim çünkü nefes alabiliyorum

Bugünlerde böyle hissediyorum....

https://www.highinthesky.com.au/prints/distant