Okulda okuduğum bir dersin bir bölümüydü. Sonra hayatın kendisi oldu. Yıllar geçerken, günlerden dersler çıkartmaya başladım. Yazmadığım 1 ayda 5 yıllık macera geçti. Geçmiş 5 yıla bakınca ne kadar azmış dedim. Ne kadar suya sabuna dokunmadan yaşamışız. Oysa durulan her an kayıpmış, kazanınca anladım. Sadece minik bir his başlattı bunu belki de tetikledi. Büyük bir aşkı terk etmek, Rüyanda okyanusta yüzmek, fırından taze çıkmış çikolatalı ıslak kek gibi. Hatta durduğun yerden hızlıca uzağa koşmak gibi. Bisikletle yokuş aşağı inerken yaşadığını hissetmek gibi. Her gün değişiyoruz. Minik minik, adım adım ilerliyoruz. Hayat güzel bir yürüme yolu ama azıcık koşmaya ne dersiniz? Gençken ciğerleri havayla doldurmaya? Gözü karalığınızı ve inadınızı gençliğinize verin. Hatalarınızı sahiplenin ve sevin. Yaşlandığınızda gençliktendi dersiniz.