Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pazar Serinliği

En çok Pazarları severim. Haftanın son nimetidir. Bütün hır gür susar Pazarları. Simitçinin sesi dışarıdan duyulur, martılar ayrı bir çığırır. Serindir Pazar sabahları. Her şeyi bitirdikten sonra keyif için başlangıçtır. Şuan denize girmek isterdim. Deniz suyuyla uyanmak. Neyse yeni bir hedef olsun bu. İlk yeni Pazar'da denizde yüzümü yıkamak dileğiyle.

İdealizm

I'm an idealist. I don't know where I'm going, but I'm on my way. Carl Sandburg 

Roma Günlüklerinden

Bu yeni Beklemekten ötesi Bir adımla hareket etmek gibi Koşmadan. Çabuk yorulmadan. Tek tek ilerlemek Sonra ne kadar gittiğini görüp hayret etmek gibi. Kendimle barışmak için Unuttuğum beni yeniden hatırlamak. Kolay değil, Zaman girince araya daha zor. Ama her zamanki gibi, Denemeye değer. Piazzino Barbarini arka bahçesindeki pembe ağacın karşısı, merdivenlerin başladığı yer. 11 Mart 2012

Düşünseli

Keçeli kalemin kağıda değdiği an çıkarttığı ses Sinirlerimi bozuyor. Çok normal. Çok olası. Ama sürekli düşündürüyor.

"Güzel Şeyler Bizim Tarafta" olsun

Uzun zamandır merak ettiğimiz oyun Güzel Şeyler Bizim Tarafta'ya nihayet bilet bulduk. 2 ay öncesinden yer ayırttığımız oyunu izlemek için sabırsızlanıyoruz. Gidenler, bana hak veriyor, gitmeyenler merak etti. Gitmeyenler için bilgilenelim: "Bartu Küçükçağlayan, Ozan Çelik, Öykü Karayel ve Tülin Özen'in oynadığı, Berkun Oya tarafından yazılmış oyun." Korkaklar ülkesinde sevmek suç, sevenler tutsak. İki farklı çift, dört farklı insan, tek bir kurban. Berkun Oya’dan sevmek, ahlak, özgürlük ve bedelleri üstüne sarsıcı bir oyun. Berkun Oya’nın 2010’da International Royal Court Residency programı dahilinde Royal Court Theatre’da tamamladığı oyun, prömiyerini Aralık 2010’da Krek’te gerçekleştirdi. Oyun, Uluslararası Heidelberg Tiyatro Festivali’nde Berkun Oya’ya Büyük Ödül getirdi. Bu kadar yeter. Hadi oyuna gidelim. Zaten daha fazlasını yazmıyorlar. Kime sorsam, mutlaka git bayıldım diyor. Ne var diyorum. Güzel şeyler var diyorlar. Bende bundan sonra hep güzel...

Yanık

"Ölünce mezarıma adımı yaz. Çünkü kendime verdiğim bütün sözleri tuttum." Geçen haftalarda gittiğim oyundan aklımda kalan bir haykırış. Kendimize verdiğimiz hiçbir sözü tutmadan geçiyoruz bu dünyadan. Boşlukta kalan binlerce söz ve fikir. Bizden sonra kalacaklara bir yük. Ne sözler veriyoruz acaba? Neleri ciddiye alıyor? Ne yükler var omuzlarımızda? Belkide kendimize fazla yükleniyoruz. Yaşamadan önce ölüyoruz. Not: Yanık 16. Afife Tiyatro ödüllerinde "en başarılı yönetmen, en başarılı yardımcı erkek oyuncu, en başarılı sahne tasarımcısı" dalında 3. ödül aldı.