Ana içeriğe atla

İlham Aldıklarımdan, İlham Alınsın Diye

Gittim.
Gitme dediler.
Bulutların üzerinden bilmediğim yeşillikler gözüküyordu. İyi ki dedim.
İtalya'da ilk gördüğüm muhteşem denizinin kıyısındaki kuru Fiumicino'ydu. Bir insan seliyle birlikte dışarı çıktıktan sonrası tamamiyle kalbim ne diyorsa onu dinledim.
Ne elimdeki harita ne kitapçıklar ne yönlendirmeler cazip geldi bana.

Otobüsle gittim Roma'ya. Bir otobüs dolusu Fransız ve Brezilyalı ile. Otobüs şoförünün yanına oturup inanılmaz berbat ingilizcesini dinleyerek, Fransızları güldürerek, bilmediğim şehre doğru ilerlerken rehberlik ederek gittim.
İlk Vatikan'da durduk. Fransızlarla birlikte indim otobüsten. Burası muhteşem diye attım kendimi sokaklara.
Ardından istikamet Termini, Roma!

Elinde harita bulunan insanlardan ters yöne gittim hep. İtalyanları buldum, onlara sordum.
Kaldığım hostel çok güzeldi. Üniversiteden sevgili arkadaşım Esin'in muhteşem tavsiyelerine uyarak, sanırım en iyi yerde kaldım, en iyi yerleri gezdim. Bunun için ona sonsuz teşekkürler.

6 kişilik odada kalarak bütün ailemi şok ettim. Tek çocuk, annesinin kuzusu, yaşadığı şehirde okumuş birinin tek başına bilmediği bir ülkeye gidip 6 kişilik odada kalması çevremde endişeyle karşılandı. Bense bu duruma çok güldüm. Bu yalnız benim maceramdı.

Haritaya sadece "neredeyim ben" derken baktım.
Bütün vıttırı zıttırı yerleri gezdim. Şehir bir müze olduğundan ekstra en meşhuur müzeyi aramadı gözlerim.
Pizzaların berbatlığı beni benden aldı. Üzgünüm.
Yarım defter bitirdim.
Yollarda oturarak yazdığım yazıların yanına resim çizme çabam sayesinde az kaldı para kazanıyordum. Beni artist sanan turistlerin ellerine cebine atmasına sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

Vatikan'da ayine katıldım. Gizli kapıların ardına gittim, görevliler tarafından kovalandım ve hıristiyanım diye girdiğim kilisede uyuya kalınca yine bir maceraya atıldım.
4 günde 40 insan tanımışımdır.
Hepsinden muazzam hikayeler dinledim. Dışarıda bir dünya var, kulak verin.
Bizim bildiğimiz mesleklerin dışında meslekler, karakterler ve nicesi var.

İtalya notlarında öne çıkanlar:
- İtalya'da yaşanır.
- Arabaların en tatlısı orada.
- Kabuğunuzdan çıkmak istiyorsanız, İtalyanca konuşun. Hararetli bir dil.
- İsrailliler şarabı biliyor. 1 kadehte 3 kadehlik kafa var. (Kosher Bistro)
- Yürümenin keyfine varılan bir şehir Roma.
- En sevdiğim yer Piazza Navona
- Pizza yemek için en salaşına gidin ama en kalitelisinde bile hijyen beklemeyin.
- Dondurma için Blue- ice
- Aşk Çeşmesi'ni görünce aşık olmayacaksınız.
- Ben minicik köprüleri sevdim. Suyu takip ederek dolaşırken, huzura doydum.
- Dinlenmek için en iyi yer: Castel San Angelo'nun arkasındaki minicik park. Ayakkabılarınızı çıkartıp çimlere uzanabilirsiniz. Turistlerden uzak, İtalyanlara yakın bir yer.
- Türkiye'deki suya hasret kaldım. Pembe kapaklı su şişelerine sıkışmış H2O ya ödediğim paraya hayret edersiniz.
- Kitapçık almayın. Harita yeter. Bir de defter ve kalem. (ben yarım defter yazdım)
- Fotoğraf pek çekmedim. Bütün turistler görmeden çata pata resim çektiler. Ben oturdum. İzledim. Gülümsedim. Tavsiye edilir.
- Roma'da kaybolmak şahane. Kayboldum derken keşfediyorsunuz.

Sanırım bu yolculuğun mottosu buydu: Kaybolmak yok, keşfetmek var.

Neredeyim ben dediğim an, muazzam bir yerde buldum kendimi. Ressamlarla ve galeri sahipleriyle tanıştım. Tanrının yarattığı insan, dünyanın en garip tablolarını yapmaya başlamış. Karnından dünya doğuran kadın resmini ömrümce unutmam. (Resim çekilmesine izin yoktu)

Anlatmakla bitmez ki bende ne kadar yazsam eksik kalacak. Kendi zincirlerimizi biz yaratıyoruz. Berlin duvarları yıkıldı ama içimzdekiler için balyoz yok. Korktum, çıldırdım mı ben dedim. Saçma da bulundu ama gittim işte. Şimdi iyi ki diyorum.

Bu nedenle ilham aldıklarım sayesinde çıktığım yolculuğu ilham alınsın diye sizinle paylaşıyorum.


Hotel'den çıkınca 10 dk sonra gördüm burayı.
Sağdan gidersen başka bir macera, soldan gidersen başka...

Ferzan Özpetek'in yeni filmi Şahane Misafir şehrin her yanındaydı.

Gördüğüm anda yönetmen olsaydım burada kısa film çekerdim dedim. Bilmiyorum ama gördüğüm an bu aklıma geldi başka bir şey değil.

En tatlı İtalyanlarla burada tanıştım. Sanki yıllardır görüşüyormuş gibi koskocaman meydanda keyifli bir sohbet ettim.
Yerde oturmanın keyfi. İnanılmaz yapıtları görmek için bazen küçücük olmak gerekiyor. Aklım bir karış havadaydı işte.

- Bu yol aşk yolu mu?
- Aşk yolu?
- Çeşmenin olduğu yol hani...
- Evet, ama aşk yolu daha güzel oldu.
- Grazie
- Prego

Amanın kalabalık. Kim duymuş, kim gelmişse doluşmuşlar.
Paralar havalarda uçuyor. Bir de yetmez 5 tane.
Çeşmenin oradaki küçük dükkan daha çok ilgimi çekti.
Burası benim yolum!
Eve gidiş yolu... 4 günde 10 kez geçmişimdir. Gündüzünü de sevdim gecesini de.

Çeşmenin oradaki dükkandan aldım bunları.
Ne aldığım kitaplar, ne içkiler, ne diğerleri. Bunları koydum baş köşeye. Bir gün o günü en iyi günüm ilan etmek için açacağım paketleri. Sonra bu görseli asarım yerlerine :)
Hotel'den çıkınca sağdan değil soldan gittim ve karşımdaydı. Yine yanlış yola sapamadım. Yine doğru çıktı.
Fotoğrafları kesmiyor. Videoya çektim. Böylesi daha canlı.

Binaları değil de ağaçları sevdim. Onlar bile artistti. Bu şehirde herkes rol çalıyor.
o bir? o... evet evet o?
hımm o kadar da heybetli değilmiş.
Jesus!

Arte'den... Kağıt yaşadığı sürece, yatırımım beyaza.
Dinlenmek için güzel bir yer.
Kapıyı açık görünce girdim içeriye. Köşeye oturdum ve ışığın kendi hikayesini anlatmasına izin verdim.
Sevdim bu tontişleri.
Saçlarımda bu kadar beyaz olunca, yanımda beyazı beyazıma bakan bir kocam olsa şişe dibi gözlüklerimizle okusak yazıları...
Ve en sevdiğim.
Orada bir evim olsa, her sabah pencereyi açar gülümserdim.
Güneş her evi başka parlatıyor. Su sesi huzur veriyor. Ressamlar pek bir kibirli. Ama nedense gizli bahçeyi bulmuş gibi sevindim.
Çünkü orayı tesadüfen keşfettim.
Fotoğrafta göremezsiniz ama burası güzel bir yer. Dar bir sokağa gizlenmiş.
Tanrı Roma'yı korusun.
Ben burayı 2 yıl önce rüyamda görmüştüm.
Hep rüyalarım çıkar. Biri darılıcaksa önce rüyalarımda döner sırtını.
Ama ilk gördüğümde burayı yanılsama sandım.
Popom açıkta kalmıştı güzelce :)
Yanılmışım. Gerçekten varmış. Peki diğer rüyalarım nerede?
Hangi yolculukta karşılaşacağım.


Bahçesinde dinlenebileceğiniz bir yer.
Kalesinden prens çıkmadı ama arka bahçesinde huzur vardı.



Herkes durup bakınca bende baktım.
Bakmışken sizin içinde bir daha bakıyım dedim.
.Merhaba internetsizlik!
Bir adım atarsanız internet yok. Sadece İsa, yollar ve sanat var.

Yorumlar

  1. aldım bileti, bende gidiyorum :)

    YanıtlaSil
  2. bu sabah yeni döndüm, kalabalığından hiç bahsetmemiştin...
    yeni maceralara hazırım :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Suyun Altında Nefes Alabiliyorum

 "Suyun Altında Nefes Alabiliyorum" dedim geçenlerde...  bu bir his, bir düşünce balonu ve o balonun içinde denizin altında yüzebiliyorum.  solungaçlarım yok kuyruğum yok ben insan formunda ama özgür  özgürce yüzebiliyorum nefes alabiliyorum korkmuyorum belki düşüncesi korkutucu ama korkmuyorum suya düşmedim kendim atladım derine doğru gidebilirim  okyanusun karanlıklarından da korkmuyorum nefes alabiliyorum sırt üstü uzanıp yukarıya doğru bakıyorum  suyun altında gülebiliyorum  daha da derine gidebilirim çünkü nefes alabiliyorum

Bugünlerde böyle hissediyorum....

https://www.highinthesky.com.au/prints/distant