Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Masaüstü Arka Planı Olarak Ayarla

Günde ortalama 5 saat durduğum evimdeki duvarların rengini değiştiremiyorum ama 12 saat karşısında durduğum bilgisayarımın arka planını sadece 2 tıkla değiştirebiliyorum.    
"Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim." Albert Camus

Do you want to know a secret?

An itibariyla karşımda Bü. Bü benim dev peluş baykuşum. Düğme gözleriyle bana bakıyor. Havadan mı hayattan mı bilinmez hasta oldum. Öyle böyle değil. Burnumda peçete nedeniyle oluşmuş yaralar, gözlerimde ağlamaktan beliren kırmızılıklar var. Maddenin hallerini öğrendiğimiz ilk zamanlardı. Katının hiçbir kabın şeklini almaması, suyun oldukça uyumlu ama sıkıcı halleri, havanın görünmez sahtekarlığı vardı. İnsanların halleri gibiydi. Bana dayatılan kaptansa olduğum gibi durup, baskılarla dalga geçiyordum. Kafama çekiçle mi vuruldu, yoksa ortamın havasını sürekli değiştirerek beni kırdılar mı bilinmez değiştim. Ama ne su oldum ne hava. Kanser hastalığının artması beni hiç şaşırtmıyor. Bunca bücür üzüntü nasıl tetiklemez daha beterlerini. Birilerini çiğneyerek ulaşılmış gökyüzünde ne kadar kalabilir insan merak ediyorum. Sadece elini uzattığı bulut, bir hava kütlesi değil mi onu kandıran. Unutuyoruz. Hayat kaynaklarımızı, daha doğrusu hayatımıza kaynak olanları unutuyoruz. Kahka...

Çayın Harmanı, Kahvenin Köpüğü

Ma che freddo fa

"İtalyan şarkıcı  nada 'nın seslendirdiği türkçesi "ne soğuk ama" anlamına gelen muhteşem şarkı" .... hayat nedir, aşk olmadan? sadece bir ağaç; artık yaprakları olmayan. ve rüzgar çıkıyor, soğuk bir rüzgar. yapraklar gibi,  umutları yere çalıyor. nedir ki bu hayat; eğer sen eksiksen? artık beni sevmiyorsun. ne soğuk. hayat nedir, sen eksiksen? artık beni sevmiyorsun. ne soğuk.

Kalbi davul gibi atanlara...

"Sen sen ol, yaşamak için kalbi davul gibi çalmayanlardan uzak dur!" Bugün, az önce okudum bu sözü. Eşsiz benzetmeleriyle aklının çengeli benimkinden oldukça bol biri; Nil Karaibrahimgil yazmış. Sen ol. Şu an burada, gözlerinde ışıltılarla geleceğe bakanlarla ol. Onlardan çok yok. Onların ritimleri bulaşıcı, renkleri sarı. Dudakları her an gülmeye mütemayil.  Onların durakları kısa. Yolları uzun. Ağızlarından dökülenler ilham. Varlıkları benzin.  ...  Sanki bangır bangır müzik çalıyormuş da sen oturuyormuşsun gibi, tutup dansa kaldırıverirler seni. Onlar gittikten sonra da pisttesindir artık. Tut o eli! Al o ritmi!  Ve sonunda şöyle eklemiş: ... güm güm tük tük tak tak diyenler dururken, mıy mıy dır dır of uf diyenlerle olmak niye?  Yazının tümünü merak edenler için  http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/19443320.asp

One Day

Nihayet izledim. Afişine filmden önce vurulmuştum.  Merak edenler için: Film güzel.  İnanılmaz güzel, mükemmel bir aşk hikayesi, çok ağladım... diyemeyeceğim. Ağzımın açık kaldığı bir an oldu. O anı da izleyenler anlamıştır. Tipik bir aşk filmi değil. Herkes sonunda çok mutlu olmuyor. Kimse yüzünü buruşturmasın, herkesin kavuştuğu ve sonsuza kadar mutlu yaşadığı bir dünya yok. Hala izlemeyenler için ayrıntılarıyla anlatmayacağım ama bu filmde şunları bulacaksınız:  - Anne Hathaway - Jim Sturgess (Across the Universe filminden bilenler bilir) - Her zamanki kadar oyunculuğu ile Anne, - Değişimleri ve gel-gitleri iyi yansıtmasıyla Jim, - İngiltere ve Fransa manzaraları, - 20'li yaşların toyluğu, - 40'lı yaşların bezginliği... Kısaca iki insan - Kendini bulmaya çalışan, - Bocalayan, h atalar yapan, - Birbirlerini seven, - Birbirlerini sevdiklerini ifade edemeyen, - Hayal kırıklığına uğrayan... Yani bu filmde bildiklerimizin neredeyse ...

I Love Rock N Roll

Bir Dilim Yetmez

Vamos a aquecer el sol - Güneşi Uyandıralım

"Öğret bana yeniden güneşi uyandırmayı. devam etmek ,ilerlemek , gelip-geçmek zorunluluğunu kabul etmeyi... güç değil mi adam?"