Aynı filmlerdeki gibi.
Yekpare bir ışığın aydınlattığı minik bir salonda, ahşap bir çalışma masası. Üzerinde kağıtlar ve bir kaç kitap. 5'i yarım okunmuş 1 tanesi diğerlerinden ayrı belli ki bitmiş. Kahve fincanı, masaya zarar vermesin diye altına yazılarla dolu bir kağıt konmuş. Kahvenin dumanı pencerenin ardındanki mevsimden dolayı görüntüyü ısıtıyor...
Böyle bir hayal gücüyle devam edebilirdim belki. Ama değil. Yekpare ışık tamam. Ahşap masa yerine mini salon sehpası ve üzerinde ayaklarım var. Fincanla masa arasına girmedim. Aldığım bardak altlıklarını kütüphanede sergiliyorum. Kitaplar konusu doğru. 5 tanesini hala bitirmedim. Önlerine de yazılar yazdım. Tarihler attım. Keyfime göre okuyorum. Hepsi çok değerli aslında, üzerlerinde nobel edebiyat ödülü logoları var. Merakımdan almışım da yeterince etkilenmemişim. Yazarlarına saygımdan güç bela okuyorum. Aslında bir kadeh şarabın yanında daha iyi okunuyorlar. Biraz çakır keyif olunca kafamda hikaye daha güzel canlanıyor. Evet 1 kadeh şarapla çakır keyif olabiliyorum. Öküzün gözünü kadehe koyduğunuzda keyfinizin gözünü çıkartabiliyor.
Bugün bir şarkı yüzünden Fransızca kursuna gitmeliyim diye düşündüm. Zamanında keman dersi almıştım. Tek bir şarkı yüzündendi. Hocaya da söylemiştim. O bana arı vız vızı öğretirken, inatla Schindler's List filmindeki o muhteşem keman sesini çıkartmak istiyordum. Dünya üzerinde hangi koşulda olursa olsun ağlayabildiğim tek eserdir theme from 'schindler's list'
İşte yine aynı sebeple, tek bir şarkı yüzünden bu sefer bir dil öğrenmek istiyorum: Eartha kitt - c'est si bon
Böyle tutkularım var. Fazlasıyla ilgilenmiyorum. Belki fazlası ilgimi çekerse başka nedenler ararım.
Bu arada kemanla arı vız vızı deli gibi hızla ve tek solukta çalmak için 1 hafta uğraştıktan sonra anladım ki ancak yıllar sonra istediğim şarkıya geçebileceğim. Yıldım sanılmasın. Çok param olursa özel bir hoca tutup gerekirse aylarca sadece o parçaya çalışarak çalacağım. Belki parmaklarım yorulursa Fransızca c'est si bon söylerim :)
Yekpare bir ışığın aydınlattığı minik bir salonda, ahşap bir çalışma masası. Üzerinde kağıtlar ve bir kaç kitap. 5'i yarım okunmuş 1 tanesi diğerlerinden ayrı belli ki bitmiş. Kahve fincanı, masaya zarar vermesin diye altına yazılarla dolu bir kağıt konmuş. Kahvenin dumanı pencerenin ardındanki mevsimden dolayı görüntüyü ısıtıyor...
Böyle bir hayal gücüyle devam edebilirdim belki. Ama değil. Yekpare ışık tamam. Ahşap masa yerine mini salon sehpası ve üzerinde ayaklarım var. Fincanla masa arasına girmedim. Aldığım bardak altlıklarını kütüphanede sergiliyorum. Kitaplar konusu doğru. 5 tanesini hala bitirmedim. Önlerine de yazılar yazdım. Tarihler attım. Keyfime göre okuyorum. Hepsi çok değerli aslında, üzerlerinde nobel edebiyat ödülü logoları var. Merakımdan almışım da yeterince etkilenmemişim. Yazarlarına saygımdan güç bela okuyorum. Aslında bir kadeh şarabın yanında daha iyi okunuyorlar. Biraz çakır keyif olunca kafamda hikaye daha güzel canlanıyor. Evet 1 kadeh şarapla çakır keyif olabiliyorum. Öküzün gözünü kadehe koyduğunuzda keyfinizin gözünü çıkartabiliyor.
Bugün bir şarkı yüzünden Fransızca kursuna gitmeliyim diye düşündüm. Zamanında keman dersi almıştım. Tek bir şarkı yüzündendi. Hocaya da söylemiştim. O bana arı vız vızı öğretirken, inatla Schindler's List filmindeki o muhteşem keman sesini çıkartmak istiyordum. Dünya üzerinde hangi koşulda olursa olsun ağlayabildiğim tek eserdir theme from 'schindler's list'
İşte yine aynı sebeple, tek bir şarkı yüzünden bu sefer bir dil öğrenmek istiyorum: Eartha kitt - c'est si bon
Böyle tutkularım var. Fazlasıyla ilgilenmiyorum. Belki fazlası ilgimi çekerse başka nedenler ararım.
Bu arada kemanla arı vız vızı deli gibi hızla ve tek solukta çalmak için 1 hafta uğraştıktan sonra anladım ki ancak yıllar sonra istediğim şarkıya geçebileceğim. Yıldım sanılmasın. Çok param olursa özel bir hoca tutup gerekirse aylarca sadece o parçaya çalışarak çalacağım. Belki parmaklarım yorulursa Fransızca c'est si bon söylerim :)
nöbel ödüllü diye kitap almak çok akıl işi değil ama (ki muhtemelen can yayınlarınındır o kitaplar, kısacık öyküleri bile 15 tl ye satıyorlar) kitap okurken hayal gücünü canlandırmak şarabın ya da başka bir alkollü içeceğin yerine; yüzde yüz sonuç aldığım tek eylem var. o da kulaklıkla yüksek ses enstrümental müzik dinlemek. dünya ile ilişkini kesiyorsun, kitabın içine gömülüyorsun, işe yarıyor, tavsiye ederim.
YanıtlaSilayrıca youtube playlist iyiymiş, iyi bloglamalar.