Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

‎”Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir.”

Baudelaire'n bu sözü yeterliydi aslında.  Ama birazcık daha fazlasını isteyenler için:

Fly*

Jackson Pollock. Shimmering Substance. 1946 Aslında imkansız geliyordu. Bir süre sonra öyle hissediyorsun çünkü.  Olmaz dediklerin cidden olmayınca imkansızlaşır.  biraz da bunu biz isteriz. Olumsuzunu düşünürüz, olmayınca ben biliyordum olmayacağını deriz. kolay gelir böylesi. Uğraşlar üretiriz. Zaten ya kişileri ya da hayatı uğraş ediniriz. Ve içinde muhakkak takıntı vardır.  Takıntılı kişilikleriz.  Değişik bir gün bugün. Baharın ilk günü gibi. Taze, yeni, farklı, neşeli ve keyifli.  *Arka planda çalan şarkı Fly me to the moon.

Padam Padam

Son günlerde kitapları öykülerle aldatıyorum. 1-2 sayfalık öykülerde koskoca bir romanın tadını bulabilirsiniz. Akşamları en büyük keyfim haline geldi bu kısa öyküler. Bana tavsiye edilenler: Kadın Hikayeleri  (Deniz Kaptan) Mitos Boyut Yayınları ( 8 kadının öyküsü oldukça etkileyici, incecik kitap oluyor dev bir hayat.) İzlanda Oyunları 1 “Çatıdaki Yarasa” ( Vala Thorsdottir) Mitos Boyut Yayınları   (ilginç ama tadında) Peki başlık neden mi Padam Padam?  Çünkü bu yazıyı yazarken arka planda çalıyordu :) 

Vanya Dayı

Geçen hafta -nihayet- İstanbul kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Vanya Dayı'ya gittik.  Vanya Dayı kim ki ya da ne ki diyenler için:  Vanya Dayı , Rus oyun yazarı Anton Çehov'un 1899'da yazdığı bir trajikomedidir. İlk olarak 1900'de Konstantin Stanislavski tarafından sahnelenmiştir. Bu trajikomik eserde: Hayatını başkaları için heba edenler var. Bu duruma isyan edenler var. Bütün bunların şahitleri ve mağdurları var. Karşılıksız aşk-lar ve tutkular var. Patlayan bir silah ve kırılan bardaklar var. (oyunu ön sıradan izlemenizi tavsiye etmiyorum) Hayatını sorgulayıp, çözüm bulamayanlar var. Ve herkesi ayrı düşüncelere sürükleyebilecek bir çok unsur var. Bütün bu varları var eden en önemli unsurlar ise; Levend Öktem ve Selçuk Yöntem' dir. Bu muhteşem ikiliyi sahnede dans edip, şarkı söylerken görebilirsiniz.  Nesrin Kazankaya'nın oynayıp, aynı zamanda yönettiği bu önemli eser, sonrasında düşündüren cinsten. Oyun çıkışınd...

Kımıldayın

Haydi değişim vakti geldi. Bütün kış poposunu koltuğa yayanlar, tatlıyı abartıp şeker oranını yükseltenler! Kımıldıyoruz. Sadece bedensel olarak kımıldamıyoruz. Bütün yarım kitaplar bitiyor, hayatınızda yarım yer kaplayan insanlar ya gidiyor ya da tamamına erdiriyorsunuz. Belki gözlerinizin rengi değişmedi, o yüzden size çok yakıştığını düşündüğünüz renkteki ceket hala güzelliğini koruyor. Ama değişen bir siz varsınız sizden ileri. Hemde yaz geldiğinden, bahar kapısından değil. Sadece canınız öyle istediği için. Sıkılmadınız mı kendinizden? Bu yazıyı kendime gaz vermek için yazıyorum. Belkim okuyanlarda gaza gelirde kendileri için bir şeyler yapmaya başlarlar... kim bilir!

nedeni vardır

çok zorlamamak lazım. nedeni vardır elbet. ya oturup ağlayacaksın, gününü hatta günlerini kahredeceksin. ya da güveneceksin kadere, inanca, bir şeylere ve geçip gideceksin. hatta bitirip gideceksin. belki böyledir. maddenin ne suçu var ki hayatta, bütün sorumlusu insandır. bütün suçların anası da babası da insandır. dertlerin ve kederlerinde. o insanlardan uzakta mutluluk varsa gideceksin. değiştiremezsin ki onları. bütün çirkinlikleriyle kahkahayı patlatırlar. joker de gülüyordu sonuçta. ya incinmişler ya da sadece incitmeyi bilirler. komik olan sadece halleri. işte insanlık halleri.

Diyorum da kimse anlamıyor

You may say that I'm a dreamer  But I'm not the only one  I hope someday you'll join us  And the world will be as one  

Enteresan

Sabah uyandığınızda düşünürsünüz: " Bugün neler olacak kim bilir?" Akşam uyurken düşünürsünüz: "Bugünü de atlattık. -çok şükür-" Gün içinde düşünürsünüz: "Tatile ihtiyacım var." Hafta sonu düşünürsünüz: "Keşke her gün Cumartesi olsa." Nefret ettiğinizde düşünürsünüz: " Kahretsin, bu beladan ne zaman kurtulacağım." Sevdiğinizde ise sadece hayal edersiniz.* Enteresan.  *Barındırdığı kaygıları hissedemeyecek, düşündürmeyecek bir an vardır.