Dünyadan tonlarca bağımlılık ve tedavi yöntemleri var ama insan bağımlılıkları için ne yapıyorlar merak ediyorum. İnsan kendi gibi olmaktan çıkınca sorun başlıyor. Evlilikleri tüketen bu. Biri diğeri için değişmeye başladığında çatlıyor bütün çömlekler.
Kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor ki. Değişir diye umut ediyor, aklındaki kalıba yerleştiriyor. Bazen olmuyor yeniden biçimlendiriyor ve sonucu hüsran.
Hastane masasında kırılan kalplerin sonucu ölüm, peki gerçek hayatta ayakta gözlerinizin önünde kalbiniz kırılırsa ölmez misiniz hiç?
Bütün soru işaretli cümlelerim her zaman havada kalacak. Bu soruların cevapları yok. Dünya döndükçe, insanlar aldıkları dersleri unutacak, yeniden kırılacaklar. Bazı sabırlılar dişlerini sıkıp oturdukları yerde tebessüm edecek, diğer sabırsızlar pılını pırtını toplayıp gidecek. Peki insan kırılmaya ne kadar dayanabilir ki.
Bu dünya bu kadar az ve zaman bu kadar hızlıyken çabalamak niye, ölüme yaklaşmıyoruz aslında, ölümle yaşıyoruz. Rastlamasakta hep yanımızda, yaşamla kol kola girmiş ilerliyor.
Bu blog amacına uymuyor gibi: Gelecek torunlarıma bırakacağım neşeli şen günlerimdense yaşayarak tecrübe ettiğim hüzünlerim var.
İnsan insanı bu kadar üzerken onlara hangi neşeden bahsedebilirim bilmiyorum. Ütopik bir hayal benim kisi.
İnadına yaşayan, inadına mutlu olan bir ruhum var. Onlar aynı inatçılıkta olmazsa bu yaşam ancak otlu kereviz çorbasına benzer.
Kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor ki. Değişir diye umut ediyor, aklındaki kalıba yerleştiriyor. Bazen olmuyor yeniden biçimlendiriyor ve sonucu hüsran.
Hastane masasında kırılan kalplerin sonucu ölüm, peki gerçek hayatta ayakta gözlerinizin önünde kalbiniz kırılırsa ölmez misiniz hiç?
Bütün soru işaretli cümlelerim her zaman havada kalacak. Bu soruların cevapları yok. Dünya döndükçe, insanlar aldıkları dersleri unutacak, yeniden kırılacaklar. Bazı sabırlılar dişlerini sıkıp oturdukları yerde tebessüm edecek, diğer sabırsızlar pılını pırtını toplayıp gidecek. Peki insan kırılmaya ne kadar dayanabilir ki.
Bu dünya bu kadar az ve zaman bu kadar hızlıyken çabalamak niye, ölüme yaklaşmıyoruz aslında, ölümle yaşıyoruz. Rastlamasakta hep yanımızda, yaşamla kol kola girmiş ilerliyor.
Bu blog amacına uymuyor gibi: Gelecek torunlarıma bırakacağım neşeli şen günlerimdense yaşayarak tecrübe ettiğim hüzünlerim var.
İnsan insanı bu kadar üzerken onlara hangi neşeden bahsedebilirim bilmiyorum. Ütopik bir hayal benim kisi.
İnadına yaşayan, inadına mutlu olan bir ruhum var. Onlar aynı inatçılıkta olmazsa bu yaşam ancak otlu kereviz çorbasına benzer.
Yorumlar
Yorum Gönder