Yıllar yıllar önceydi ama kabakta çekirdekten yıllar yıllar sonrası. Çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Nedeni neydi fikrim dahi yok. Sadece bir gece kafamı cama dayayıp ağladığım görüntü çok net. Hani belki filmlerde de olduğundandır. Sonra çok daha üzüldüğüm hatta sonra çok çok daha üzüldüğüm zamanlarda oldu. Yıllar geçtikçe kıyaslayamadım üzüntülerimi kendi içlerinde.
Sonra eski püskü, kitapçılarda bulunamayacak kadar minik bir kitap geçti elime. Sararmış sayfaları, kopmak üzere olan bir kapağı vardı. İçinde okuyanı hayrete düşürecek cinsten beylik sözleri... Öyle tanınmış ünlü biri tarafından yazılmamıştı. Ya da çok satanlarda değildi eminim basıldığı zamanlarda. Ama insanın hayatına çomak sokup dürtecek cinstendi içindekiler.

Birgün bir bakmışız "amının ölüyoruz" ya da "......" ölmüşüz. Sonuç? ki burada yabancıların So? diye dudak büktükleri kısımdan bahsediyorum.
Sonucunu Charles Bukowski* biraz anlatmaya çalışmış. Ben aynen aktarıyorum.
*Yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak. O zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.
Selis, bloğunu çok beğendim:) yazılarının devamını bekleriz.. NAzlıhan
YanıtlaSil