Ana içeriğe atla

Nerelerdeydim

Hayatın rutinine kaptırıp gidenler anlar beni; İstanbul'un hızında yitip gitmeyi, yapılacaklar listesinin içinde kaybolmayı ve ancak rüyalarında dinlenmeyi.
Anlatacak çok şey birikmiş olmasına rağmen özet geçecek vakti ancak ayırabildim bugün.

Günlerden Pazar, arka planda Pink Martini Amado Mio. Mis gibi bir hava, mis gibi kokan çayım yanımda, karşımda yeşilin tonları yapraklar.. Şair eder günün güzelliği beni.

Sondan başa doğru gidersek nihayet selisduru.com adresi benim oldu! :) Katkısından dolayı Emel Işıtan'a teşekkür ederim pek çok :)

Daha sadece ismine sahip olsamda varlığı bile şuan için bir neşe kaynağı. Ama bu kadarla kalmadım. Özellikle son günlerde yitip gittiğimi fazlasıyla düşünürken bir adres daha aldım ama şimdilik bir sır!

Ortalıklarda gözükmediğim süre biraz dramatikti her açıdan. Suda boğulmak en kötü ölüm şekillerinden biriymiş. Nefessizliğin ne demek olduğunu hayatın gırtlaığıma yapıştığını hissettiğimde farkettim.
Kolay değil yaşamak, kimse bana beylik lafları etmesin bu konuda. Özellikle kendi gibi olabilmek en zor meziyet. Penguen yolundayız demiştim ya, oldurtuyorlarmış meğer. Farklı olanı dışlama, bu devran böyle gider sus bakıyım sen durumu gani gani.

İstanbul'un en güzel yerlerinde oturup, en güzel yemekleri yemek ve benzeri güzel karelerin, uzaktan süper bir hayat profili çizmesi kimseye fettan bakışlar attırmasın. Bilinen o ki hiç bir zaman gözüktüğü gibi değildir. Konu çok dağılmadan belirtiyim, bazı insanları sevdiğimiz gibi, bazılarını sevmemeyi öğrenmemiz gerek. Aşk meşk anlamında değil. İnsan olarak bazılarını sevmeyin. Bakın bütün hayatınız daha kolay hale gelebilir. Benden söylemesi.

Geçen yıl Steve Jobs'un mezuniyet konuşmasını dinlediğimde fazlasıyla etkileyici bulmuştum. Sonra yazılı bir kopyası elime geçti ve cüzdanımda saklarım onu, o günden beri. Sanırım şimdi yeniden dinlemenin zamanı geldi. Bilmeyenlere çağrı; izleyin, okuyun. Benim kadar beğenmek zorunda değilsiniz. Sonra olumsuz eleştirileri bana değil Steve'e iletin porfavor! :)

Yıllar yılı okuduk, öğrendik, öğrenemedik yeniden okuduk, yazdık, çizdik bayağı bir bozduk ve bir şekil yaşadık gidiyoruz. Ne olursa olsun yine aynı şekilde devam edeceğiz ama bari sevdiğimiz şekilde olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Suyun Altında Nefes Alabiliyorum

 "Suyun Altında Nefes Alabiliyorum" dedim geçenlerde...  bu bir his, bir düşünce balonu ve o balonun içinde denizin altında yüzebiliyorum.  solungaçlarım yok kuyruğum yok ben insan formunda ama özgür  özgürce yüzebiliyorum nefes alabiliyorum korkmuyorum belki düşüncesi korkutucu ama korkmuyorum suya düşmedim kendim atladım derine doğru gidebilirim  okyanusun karanlıklarından da korkmuyorum nefes alabiliyorum sırt üstü uzanıp yukarıya doğru bakıyorum  suyun altında gülebiliyorum  daha da derine gidebilirim çünkü nefes alabiliyorum

Bugünlerde böyle hissediyorum....

https://www.highinthesky.com.au/prints/distant